İslam ve Siyaset

İslam’da siyaset var mıdır? Yoksa İslam sadece bir ibadet topluluĝu mudur? İslam’ı cami ve tekyelerin dört duvarı arasına hapsetmek istiyen bazı müslümanlar kime hizmet ediyorlar? Direkt ya da dolaylı olarak müslümanları beşeri siyasetlere teslim mi ediyorlar?

Şimdi gelelim Siyaset kelimesine:
Arapça olan kelime „Seyis“ kelimesiyle aynı köktendir. Seyis de atı terbiye eden, onu eĝiten ve besleyen kimseye denir. İstilahi manası da, sözlük manasına uygun olarak, yönetme, terbiye etme ve eĝitme demektir. Kısaca bu anlamda siyaset, toplumu idare etme sanatı ve maharettir.

Siyaset kelimesinin yönetme anlamın da Hadis-i Şeriflerde de kullanıldıĝını görmek mümkün.

Resulullah (a.s.) buyurdu: „Beni İsrail’i Peygamberler yönetirdi. Bir Peygamber vefat etti mi yerine bir başka Peygamber geçerdi. Şu muhakkak ki benden sonra Peygamber yoktur. Ama Halifeler gelecektir, hem de çok (sayıda). „Ashab; „Bize neyi emredersin“ diye sorunca Resulullah, „Birinciye ve ondan sonra gelene yaptıĝınız biatı tutun. Onlara haklarını verin. Çünkü Allah raiyye kıldıklarından dolayı onlara (hesab) soracaktır.“(1)

Hadiste Beni İsrail’i Peygamberler „Yönetirlerdi“ kelimesi „tesesuhum“ olarak kullanılmıştır. Belki tam bir tercüme düşünürsek onları „Siyaset ederlerdi“ demek mümkünse de bunun „Yönetme veya idare etme“yi ifade ettiĝi açıktır. Demek oluyor ki geçmişte peş peşe gelen Peygamberler kendi kavimlerini idare ederler, aralarında Allah’ın indirdikleriyle hükmederlerdi. Beni İsrail kavmine ait verilen bu bilgiden Peygamber Efendimiz’in (a.s.) de aynı yönetme işiyle görevli kılındıĝını anlıyoruz. Nitekim „Benden sonra Peygamber gelmeyecektir“ diye kayıt koyması bunun ifadesi olmalıdır. Şu halde İslam, Allah’tan indirilen hükümler mecmuası yani Şeriat olarak insanlar arasında yürürlükte olmak üzere gönderilmiştir. Bunun ilk idareci ve yürütücüleri de Peygamberlerdir. Peygamberlerin kendilerine iman eden kavimleri Allah’ın indirdiĝi Şeriatle yönetmesi eylemine özet olarak „Siyaset“ diyebiliriz. Bununla siyaset istilahının yalnızca Şeriata tabi kavimlerin yöneten, yönetilen ilişkisine hasredilir, demek istemiyoruz. Esasında bunu öne sürmek yersizdir de. Çünkü özü itibariyle siyaset nötr bir istilahtır ve ona yükletilecek ya da baĝlı kılınacaĝı ahkamla deĝişik özellikler kazanır. Şu var ki İslam da bir siyaset işidir. Bu Hadisten bunu rahatlıkla anlıyoruz. Peygamberden sonrası için de bunun devam edeceĝi yine Hadis’in işaretiyle sabittir. Çünkü Yüce Resulüllah „Benden sonra Peygamber yoktur, ama Halifeler gelecektir, hem de çok“ diye buyurmaktadır. Kelime olarak halifenin, başkasının yerine geçen, başkasını temsil eden, hatta yerine geçtiĝi kimsenin yolunu izleyen kimselere dendiĝini biliyoruz. Öyle ise şunu söyleyebiliriz; Peygamber’in ümmeti yönetme işi kendisinden sonra gelen veya gelecek halifelere bırakılmıştır. İslam Dininde siyasetin olmadıĝını, hatta din ile siyasetin birbirinden ayrılması gerektiĝini senelerden beri yaymak istiyenlerin bu iddialarında ne kadar tutarsız olduklarını bu Hadisten görebiliriz. İslam elbette siyasetle uĝraşacaktır. Çünkü insanları, toplumu yani Ümmeti idare etmek, onun hayatını ekonomik, sosyal, hukuki ve ahlaki davranışlarını belli bir düzen ve sistem içinde tanzim etmek ister. İnsanların İslam’a göre yaşamaları, hayatlarını Allah’ın indirdikleriyle tanzim etmeleri ve öyle idare edilmeleri Allah’ın ve Resulullah’ın emridir. Bunun aksini savunmak ancak ihanettir veya kötü niyet yoksa cehalettir.

Siyasetin, idare etme manasında olduĝunu anlattık. Hadisin rivayet edildiĝi İbn-i Mave’nin dip notunda açıklandıĝına göre, bu idare etmenin de belli bir temele dayanması gerekir. Muhteva olarak bizce bundan İslam’ın anlaşılması tabii iken, teknik manada da „Bir şeyin maslahatı en uygun bir biçimde olması, ikame edilmesi“ de aranan özellikler arasındadır. (2) Maslahat uygunluk ile insanları yararları ve çıkarları arasında bir baĝlantı vardır. Kelimenin bu teknik özelliĝi onu günümüzde çokça kullanılan „Politika“ kelimesinden hemen hemen tamamıyla ayırmaktadır. Çünkü her ne kadar günümüz türkçesinde politika, siyasetin karşılıĝı olarak kullanılmaktaysa da, aslında benzerliĝi olmadıĝını göreceĝiz. Kısaca bunu da görmekte yarar var.

Yunanca’da Politika kelimesi, bugün kullandıĝımız „Polis“ kelimesinden türetilmiştir. Daha doĝru bir ifade ile, Yunan siyasi düşüncesinin temelini „Polis“ kavramı oluşturur, ve „Politika“ polisle ilgili işler anlamına gelmektedir. (3) Polis denildiĝi zaman anlaşılan husus, sınırlı bir alan ve belirli bir sayıda vatandaş topluluĝu olmaktadır. Atina’nın merkez olduĝu Attika’nın yüzölçümü 2.550 m.kare ve toplam nüfusu içine kadınlar sayıları 115.000 kadar olan köleler ve 28.500 civarında olan yabancı kökenli Metoikler siyasi haklara sahip deĝillerdi. (4) Görülüyor ki, övgüsü yapılmakla bitirilmeyen Yunan demokrasisinin temeli, imtiyazlı bir avuç sınıfın tahakkümüne dayanmaktadır. Bu bir avuç hakim sınıf, ellerine geçirdikleri imtiyazları siyasi, ekonomik hakları ve yetkileri başkalarına kaptırmamak için bir düzen kurmuş, bu kurulu düzenin ayakta kalabilmesi için de politikaya sarılmışlardır. Yunan demokrasisinde politika, kurulu düzenin kolluk kuvvetlerle, yani polis gücüyle ayakta tutulması, devamının saĝlanması eylemidir. Politikada esas olan baskı, imtiyaz ve kendi aralarında her şeyi rahatlıkla konuşabilen bir sınıfın tahakkümü iken, siyasette ise, toplumun maslahatına, çıkarına uygun davranışların, işlerin esas kılınmasıdır. Seyis, beslediĝi hayvana nasıl dikkat ve özen gösteriyorsa, onu her türlü tehlikelerden koruyorsa, yöneticilerin de toplumu, ümmeti her türlü tehlikeden korumak, onların çıkarlarını korumak, hayatlarını fitne ve fesattan arındırmak zorundadır. Bunun da adı siyasettir. Ve en güzel siyaset İslami olan siyasettir.
01.08.2001

M.Nureddin Yekta

1) Sahihi Müslim, K. el-İmare, B.9 Hds. No:44, İbn-i Maceh, K.el-Cihad, B.42, Hds. No:2871
2) İbn-i Maceh, 2/958, dn.No:2871
3) Toktamış Ateş, Demokrasi, İst.1976, sh.23
4) Toktamış Ateş, age. sh.23

Social

Hikaye

Yollar yorgun ben yorgun
Yorgunluğuma inanmasanız
Güllen güllere
Öten bülbüllere sorun
Ötme bülbül ötme, yeter öttün başımda

Mizah

Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak.
Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır. Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider.

Makale

Bağımsız Devlet yalanı üzerine – Analiz
KCK Yürütme Konseyi üyesi Kasım Engin, ulusal birliğe gelmeyen güçlerin bağımsızlığı savunmasının mümkün olmadığını değerlendirdi.

Şiir

Yollar yorgun ben yorgun
Yorgunluğuma inanmasanız
Güllen güllere
Öten bülbüllere sorun
Ötme bülbül ötme, yeter öttün başımda