BİR NEBZE SEVDAM KALDI

Mehtapsız geçen, zifiri karanlığı bol olan
Yıldızsız kalan şu dingin gece
Ömrümün en hüzünlü gecesi
Mum gibi
Eriyip akıyorum
Ne Mezopotamya’ya
Bereket taşıyan
Fırat’ım
Ne de ezgilere konu olan
Dicle’yim
Ben bu gece, ağıtlaşan koca bir dert nehriyim

İçimde kıvranmış bir yılan gibi çöreklenen
Beni gökyüzü maviliğine
Hasret bırakan
Üryan kalan
Ruhuma
Çıplak ayaklarıma
Gözyaşlarıma
Dolaşan
Son nefesime kıran olan
Yiğit özgürlük savaşçılarına
Pusu kuran faşist devletler gibi
Gecenin zifiri karanlığı, beni çekiyor bataklığına

Niye bu karanlık? Ülkeme yakıştıramıyorum
Hiç
Ne çok sevmiştim
Denizde maviliği
Dağlarda
Yüceliği, heybeti
Sevdayı da
Yarın nazlı gözlerinde
Kızıl rengi
Halk bayrağında
Ey toprağını çok sevdiğim
Kürdistan
Ben kanayan yaranı hatırladıkça
Tüm kelimeler düğümleniyor boğazıma
Beni kıvılcımlarında tekrar var edecek olan
Bir nebze sevdam kaldı. O da doğacak kızıl şafakta

Mehmet Çobanoğlu
03.02.2017
İstanbul

Social

Hikaye

Yamandır bizim dağlar, tüm dertlere derman olan
Yuvasızlara, çaresizlere, darda kalanlara
Kurda, kuşa, börtü-böceğe
Yavuklusunu kaçıranlara
Kucak açan
Yiğide

Mizah

Adamın birinin iki hanımı varmış, ama büyüĝünü hiç sevmezmiş. Ondan kurtulmak için dua ediyormuş ama bir türlü duası kabul olmazmış.

 

Makale

Can çocuk gel yaşam katayım sana
Gel çocuk türküler dizeyim sana
Gel elini ver bana gücümü katayım sana
Çocuk! Haydi yeni bir düzen kuralım
Ölümü bilmeyen yaşamı

Şiir

Yamandır bizim dağlar, tüm dertlere derman olan
Yuvasızlara, çaresizlere, darda kalanlara
Kurda, kuşa, börtü-böceğe
Yavuklusunu kaçıranlara
Kucak açan
Yiğide

Yaşam

İnanılmaz asla, fakat şu koca kent amel defteri sayıldı
Dinmeyen çığlıklara düğümlenen İstanbul boğazında
Yılın ilk gecesinin ilk saatinde Ortaköy’de