UMUT KAYNAĞI OLAN ÇOCUK

Yeter artık hep ağlama! Uzaklara dalıp öyle üzgün bakma
Artık ne acımasız savaşlar ne de açlık seni korkutsun
Ne asker nede polis
Seni vursun
Ey çocuk
Ne de gözyaşların
Yanaklarından süzülsün
Her zaman umut kaynağı olan
Savaş mağduru, masumu, günahsız çocuk
Ne soğuk namlunun ucunda nede ölümün kucağında
Nede kan gölüne dönen, sokaklarda görmek istemiyorum seni

Savaşın sürdüğü topraklarda; topacı elinde alınıp kırılan
Her gün etrafı ölüm kusan tanklarla çevrelenen
Domdom kurşunların altında
Yüreği kırık, gözleri yaşlı
Sedası
Soluğu kesilen
Hüzünlü, kederli, mutsuz
İsmi Azadî olan
Her köşesi yanık kokan
Toz-dumana karışan sokaklarda
Ardına düşüp, seni soğuk ölüme vermek istemiyorum çocuk

Ey yavrucak! Dünyaya bir daha anlatmak istiyorum seni
Kürdistan’ın yüce dağlarda kurulu
Her hangi bir köyünde
Hasmı devlet
Olan
Dili
Kültürü
Eğitimi yasak
Diyarbakır’da,
Şırnak’ta ya da Erciş’te
Karanlığın çengeline asılı çocuk
Yılların acısıyla, toprağı hep derinden acıyla kanaya yerde

Savaşın alçaklığına sığınanların kol gezdiği topraklarda
Tatvan’da
Sason’da
Nusaybin’de
Sana ölümü
Reva görenlerin yüzüne
Bir kez daha
Tükürmek
Seni vuran soysuzlara
Namussuzlara inat
Bir de yaşamın lezzetini derlemek istiyorum
Gözleri baldan tatlı, minicik bedeni tanrılar kadar yüce olan
Paramparça, tarumar edilmeyen hep umut yüklü bakışlarından

Mehmet Çobanoğlu
13.01.2017
İstanbul

Social